![]() |
|
Spaces home YazıYorumPhotosProfileFriends | ![]() |
|
9/2/2008 mevsimlergelip gecen mevsimler. artik burada yazmadigim icin uzun suredir girip bakmamisim bile. yazmam gereken koca bir tez varken burada oyalanmamaliyim belki de. yine de merak ediyorum acaba delinin gunlugune tiklayip halen okuyanlar var mi diye... 1/1/2008 2008artik seni ihmal ediyorum yazmyorum buraya pek.
bazen babamin urla'dakibahcesinde oluyorum.
elbette zaman kalmiyor buraya ugrayip birseyler karalamaya.
basucumdaki mavili defteri acip yaziyorum arada sirada.
2007'e girerken neler yazdigimi okudum burada.
2008'e girerken birsey yazmayacagim.
gozlerimi kapayip gizem'li dunyami hayal edecegim.
ve hayallerin gercek olmasi icin var gucumle cabalamaya devam edecegim.
mutlu seneler! 8/4/2007 Hastane kapılarındaBugünlerde çok sık dinlediğim bir şarkı The Editors'ün son albümünden Smokers Outside The Hospital Doors.
Canım dedeciğim yaklaşık on gündür hastanede. Ciddi bir beyin operasyonu sonrasında kendini toparlamakta.
Öte yandan büyük dayımı da kaybettim.
Bu mevsimi sevmiyorum götürdüklerinden dolayı ama yine de söylenmiyorum.
Sigara da içmiyorum ama hastane kapılarında umutla bekliyorum tüm ihtiyacı olanlara dağıtmak üzere.
7/10/2007 Rüya yağmuruPencereye karşı uyudum yıllarca. Göremesem de yıldızları yağmurun turuncu panjurlarda çıkardığı tıkırtılarla kapandı gözlerim hep.
Daha sonra pencere başımı koyduğum yastığın arkasında idi. Yıldızları göremiyordum yine, içeri sokak lambasının sarı soluk ışığı sızıyordu bir davetsiz misafir gibi.
Başka pencereler gelip gitti, bazısı perdesiz bazısı ise çatıdaydı.
Bir süredir penceresiz bir odadayım.
Ama odanın hemen arkasındaki yarı açık banyonun tüm arkasını kaplayan pencerelerden giriyor yıldızlar ve yeni doğan ay yatağıma.
İşte şimdi pencerenin çerçevelerine ve metal levha kaplı duvarlara çarparak aynı çocukluğumun seslerini bana taşıyor yağan yaz yağmuru.
Rüyalarım sanki gerçek oluyor...
(ethem) 6/21/2007 en uzun günen uzun gün bugün.
pek de anlamı yok sanki gizem'li olmayınca günüm.
biran çnce takvimdeki yeni yaprağa geçmek istiyorum.
günlerin kısalmasını ve gecelerin uzamasını istiyorum.
ne gece ne gündüz farketmez demeyin lütfen,
anlayamazsınız gizem'li gecelerimin değerini benim.
biliyorum çok yakında gizem'li olacak gecelerim gündüzlerim.
önümde karalamalarım,
kulağımda the national'ım
bir günün daha bitmesini bekliyorum...
4/12/2007 pullarBu gece ilk defa bilgisayarimi okulda biraktim. Bu gece ilk defa Gizem cep telefonu kapali uyuyor. Bizler nasil bir cagda yasiyoruz ki boyle iletisimin bile tam olarak kopmasini basaramiyoruz. Az once ogrendim bu bolgede acik kalan son internet cafede emailimi okuyabildigim icin. Jean Monnet aciklanmis ve Gizem on elemeyi gecememis. Bu O' nun icin bir hayal kirikligi, bir yenilgi. Hayatta hic bir isteginin gerceklesmediginden mi yakiniyorsunuz siz de? Oya daha TOEFL sonucu geldiginde kabul etmisti ve ben zorlamsam bu basvuru surecine bile girmeyecekti. Oysalar surup gidebilir, buradan TOEFL su gelseydi su olurdu, su olsa bu olurdulari tartismayacagim. Sadece farkettigim birsey var. Su yasam, hayat aslinda bir kaybetme dunyasi. Cunku hayat acimasizliklar uzerine kurulu, hayat bir savas sadece kaybedenlerin basrolu oynadigi. Neden mi? Milyonlarca, milyarlarca spermin arasindan sadece bir tanesi istatistik biliminin sinirlarini zorlayarak seni, beni, bizi meydana getiriyor. Tanriya inanirsin ya da inanmazsin bilmiyorum ama mucizevi, gercek ustu bir sekilde gerceklesiyor bu. Anlatmasi zor, kabul ettirmesi daha da zor ama hic kimse farkinda degil bu dunyaya gelisimizin tek kazandigimiz dava olarak kaldiginin. Evet, kimse veremiyor ben neden dunyaya geldim sorusunun cevabini. Istedigim ve ancak yasamim boyunca devamli kaybederek dengeleyebilecegim kadar buyuk bir zafer kazanarak gozlerimi actim bu dunyaya ve iste kaybediyorum durmadan. insanoglu once medeniyetler kurdu, daha sonra tek tek yakip yikti, cesitli arayislara girdi, sadece fiziksel degil beyinsel olarak da evrimler gecirdi, halen de geciriyor ama yenilgiye bir cozum bulamadi, bulamayacak. En somut ornegi, parayi buldu insanlar ve tum yenilgileri bu elinin kiri ile tatmin etti. kazandi, evet ama sadece para idi kazandigi, bu oyunda kaybeden tek taraf yine kendisi idi, zavalli bizler idik. Hastaliklar cikti sonra, kanser her tarafimizi sardi. Cagin hastaligi stres cikti. Bilmem farkinda misiniz, bitkiler de strese giriyor. Cunku onlar da bizim gibi birer canli ve arilarin dollenmesi uzerine benzer bir sekilde uruyorlar, yeni canlilari dunyaya getiriyorlar. Kaybedecegiz, Gizem... Bizler kaybetmeye mahkumuz bu hayatta. Hayal kirikliklari bir nefes alip veris kadar normal aslinda. Ama bilmiyorum ve inaniyorum baska bir hayatin varligina, bambaska bir hayata. Belki kiyamet gununden sonra, belki de yarin ama orada herkes esit ve orada herkes kazanan. Tum kaybeden can bulamayanlar, yani bizim gibi hayata merhaba diyememisler ve bizler, tum yasamimizi kaybederek gecirenler bulusacagiz o oteki dunyada ve iste kaybedenlerin kazanacagi gunler ancak o zaman gelecek. Ister miyim o gunlere hemen kavusmayi? Bilmiyorum. Ben galiba bir sure daha bu dunyada aci cekip kaybetmek istiyorum, bir seylere inanmak, bunu mumkun oldugunca, elimden geldikce para gibi somut ve basit araclar ile gerceklestirmemek istiyorum. Seninle olmak istiyorum Gizem, kaybeden ama aski bulmus sansli bir azinliktan olmak istiyorum. Umudumu her gecen lanet gunun ardindan tekrar tekrar yesertmek istiyorum. Elimde yanan zayif titrek bir mum ile yagmurda ruzgara karsi meydan okumak, gurul gurul akan selalenin icinden gecerek arkasindaki sakli karanlik magaraya dalmak istiyorum. Kaybetmek istiyorum Gizem, her defasinda daha fazla, daha cok aci cekerek, yenilgilerimden dersler alip tekrar ayni hatalari daha derinden gerceklestirmek istiyorum. Karanlik bir dunya burasi, siyah giyiniyor bizim insanlarimiz. ben de severim siyahi aslinda ama kayiplarim ile, acilarim ile daha kara olmak benim niyetim esasinda. Karanligin icinde kaybolmak, gecenin karanliginda gozlerinde parildamak istiyorum. Gokyuzundeki yildizlarin bu kara gecelerde yeryuzune yakin uctuklarini biliyorum. Iste o yuzden ben geceleri uyuyamam, uzerimdeki kara gomlegi yirtip atarak firlarim kimsesiz kaldirimlara, perdelerin arkasinda kucuk harfli ruyalar gorulurken ben gokyuzunde buyuk cumleler kurarim. Ciplak gogsumu korkmadan gererim gokyuzunun sonsuzlugundan vazgecip, intihar eden, yolunu kaybetmis bir kuyruklu yildizi yakalamaya calisirim. Iste ben sabahlari bu yuzden, bu kaybettigim kara gecelerim yuzunden yatagimdan kalkamam, vazgecemem sarildigim yastigimdan, uyku kokan o pijamalarimdan. Boyle buyuk harfli cumleler kurarim, perdeleri sonuna kadar acik, isik sacan pencerelerimden. Iste bir kaybeden, buyuk bir kaybeden olarak ben de boyle tatmin ederim kendimi. Su an kulagimda yankilanan muzik, Mono bana bu satirlari yazarken eslik ediyor, senin mailini okuduktan sonra daldigim dusunceler bu kelimeleri ve bu hikayeyi ortaya atiyor, pili bitmekte olan ipodum ve bilgsayarimin bozuk olmasi neden ile bir sure sarj edemeyecek olusum, ucu biten kursun kalemim ve sayfalari giderek tukenen bu mavi Nemo' lu cok sevdigim balik anisi defterim, kramplar giren sag bilegim... Kaybedislerim... Bugun bilgisayarim olmadigi icin evde bir seyler yazip cizdim, bu satirlari degil, kaybedenleri hic degil. Daha renkli, eglenceli, kedili seyler, bizden seyler ile alladim pulladim, zarfin icine yarin postlamak uzere ozenle yerlestirdikten sonra farkettim saatin oldukca gec oldugunu. Aksamuzerinden beri aralikli olarak yokladigim cep telefonunun hala kapali olmasi, ev telefonun ise cevap vermiyor olusu beni meraklandirdi. Acabalar siraladin, basina kotu birsey mi geldiler izledi.... CNN buyuk Istanbul depremini duyurmuyordu cok sukur ama acaba Gizem aksamki toplantidan sonra kacirildi mi? ya bir kaza olduysa, yoksa hayir Leo' nun mu basina birsey geldi. Hayir, kapkaccilardir taksimdeki, cantasini alip kactilar. Cep telefonu paralar gitti Gizem' de poliste gibi gibiler surup gitti. En sonunda acaba festivale son dakika filmine mi gitti ile noktalarken Jean Monnet' in aciklanmis olacagi, senin guzel adinin o listede yer almayacagi ve telefonunu kapayarak sessizliklere karisacagini tahmin edemedim. Burkino Fasolu on bilgisayardan sadece ikisinin ite kaka calistigi bu internet cafeyi kapanmadan yakaladigim ve emailimi acabildigim icin sansliydim belki de. Ama hayir, kaybettigim birsey olmali. Az sonra sadece 15 dakika icin beni soymaya kalkan kasiyer yamyam hatirlatti bu gercegi tum acimasizligi ile iste. Bu gece, sen kendinle uykulara daldin ben ise bu sayfalar ile yine karsina cikmak. Hayat bir kaybedilis olabilir ki butun bu yazip cizdiklerimden sonra buna fazlasiyla inanmaktayim. Ama hayat, A-B noktasi arasindaki zaman diliminde, yani bizler nefes alip verirken gecen bu surede, yasamimiz biz neye inaniyorsak oyle bence. Kaybederken kazaniyoruz bizler. Ben bir gece vakti kendi basimda dolanirken, kalbimde buluyorum seni yolunu kaybetmis bir sekilde. Ben kalbimden yansimalarin ile yolumuzu aydinlatiyorum o kapkaranlik gecelerde. Hissettigim duygular, paylastikca katlananlar, kanatlanip ozgurluklerine kavusanlar, bir kaybedis ise butun bunlar varsin olsun ben kaybetmeye raziyim, daha fazlasina da. Ipodum artik kapanma sinyalleri verse de, Mono tam 13 dakikalik The Flames Beyond the Cold Mountain' in son 3 dakikasini calmaya devam etmekte. Tam bitti denilirken, muzigi ile ben yine alip goturebilen bir sarki iste. Tam kaybetti denilirken ayaga kalkip buyuk bir yumruk ativeren yasli boksor gibi, hani artik gelmez yatalim biz denildiginde elektriklerin gelmesi ve titrek isigi ile odayi aydinlatan mumun yuzundeki gulumsemenin sonmesi gibi... Kazananlar ve kaybedenler, dhasi kendisini boyle tanimlayanlar arasindaki mucadele surup gidiyor. Ilk asamayi gecenler bir sonrakini bekleyerek kendilerini hazirliyorlar ve aslinda buyuk kayiplarin onlari bekledigini unutuveriyorlar. Iki dakika sonra yeni bir gune merhaba diyecek olan ben ise, yeni ucumu yerlestirdigim kalemim ile bu onuc sayfalik yazimi noktaliyorum ve kaybediyorum kendimi yine her gece yaptigim gibi sende, bizde bu gizem' li hayatimda... (ethem) 11 nisan 2007 23:59 4/8/2007 Gizem'li bir yılgökyüzünde kaybolmuşçasına gezinen küçücük bir kuyruklu yıldız vardı.
nisan'ın 8'inde tam bir yıl önce kayıp düştü kalbimin tam ortasına.
zaman geçiyor, cebimdeki saat tıkır tıkır işliyor,
ve bu kocaman, çirkin dünyada güzel şeyler de oluyor.
mutluluk ve sevgi mesafe tanımıyor.
(ethem) 3/25/2007 Plastik özlemlerÖzlediğim şeyler var.
Özlediğim şehirler,
Özlediğim kokular,
Özlediğim tatlar,
Özlediğim sesler,
Özlediğim görüntüler,
ve en çok özlediğim kişiler var.
Domino taşlarından devrilen günlerin arkasında peşisıra koşarken soluklanmak istiyorum yıpranmış karolarla döşeli verandaya atılmış plastik ucuz iskemlenin üzerinde. 3/10/2007 Küçük bir dünyaBüyük dünyada küçük hayatlar mı yaşıyoruz?
Yoksa küçük dünya da büyük hayatlar mı?
Aslında bu sorunun cevabı hayaller kurma becerisi ve hayattan zevk alabilme isteğine bağlı.
Bugün 10 Mart ve pasta ayının ikinci haftası gelip geçiyor,
pastaların üzerine bir bir mumlar yerleştiriliyor ve üfleniyor.
Hayat devam ediyor, tam bir yıl geçti canım babişkomun (babaaannem) çıktığı yolculuğun üzerinden.
Belki daha dün gibi hatırlamasam da haberi aldığım sabah babamın çaldırdığı telefonumu hatırlıyorum.
Beklenen bir durumdu bu ama yine de düşüyordu insanın içine bir acı.
Bir yandan O'nunla İzmir'imde geçirdiğim tüm yılların birlikteliği ile geride kalan anılar bir yanda hayattan okadar zevk alan ve hayata okadar bağlı birisinin yaşlılığa rağmen çok ciddi bir hastalığı olmayan birisinin neden kendini bıraktığını anlamaya çalışıyordum.
Hiç bir zaman öğrenemeyeceğim sorular bunlar ve bu son kadınımın çıktığı yolculuğu değiştirmeyecekti.
Evet, kullanmayı sevmeyip anlamını çok boş bulduğum ölüm bir tercih idi ve her birey gibi O'nun hakkıydı.
Babişkomun 80'inin üzerindeki hayatı nasıl geçmişti. O büyük ve güçlü kadının çocukluğu, genç kızlığı ve daha sonra adını aldığım dedem ile evliliği, babamlar ile geçen aile hayatı, genç yaşında üç çocuk ve maddi anlamda büyük bir düşüş ile hayatla mücadelesini merak ediyorum.
Tüm bunaltıcı sıcaklığı ve nemi, gürültüsü, turisti ve insan kirliliğine rağmen bir türlü vazgeçemediği Didim tutkusu.
Son senelere kadar bana aldırdığı Milli Piyango biletleri ile büyük ikramiyeyi kazanınca yapacakları.
Ve bölüp pörçük aklıma zaman zaman gelip giden O'nun güçlü karakteri ile ilgili daha bir çok şey...
Acaba O da sorgulamış mıydı kaderini, başına gelen tüm aksilikleri, çocuklarının tüm desteğine rağmen çevresindeki insanlara göre hayatının büyük bir kısmını tek başına yaşayarak geçirmesini, yürümesini zorlaştıran bacaklarındaki ağrıları, çok sevmesine rağmen yemek yeme özgürlüğünü etkileyen diabetini.
Sanmıyorum.
O kendi dünyasında yaşayan bir kraliçe idi bence.
Bayramlar, doğumgünlerini ya da diğer özel günleri beklemezdi içmekten hoşlandığı tek alkollü içki olan bira içmek için. Buzdolabında yarısı içilmiş şişeler dururdu. Et yemesinin limitlendiği dönemlerde mantardan benzer lezzetleri yakalayabiliyordu. Hasret çektiği kızı, oğlu ve torunları ile sürekli gününü geçirdiği odasındaki tahtının karşısındaki duvardaki fotoğraflar ile giderebiliyor yanı başındaki telefon ile tüm dünyasını kontrol altına alarak tüm gereksinimlerini gideriyordu.
Dediğim gibi o kendi küçük dünyasında büyük bir hayat yaşıyor 100 metrekarelik kibrit kutusu evini aşıp geçiyordu.
Bugün 10 Mart, yine mumların pastalar ile kavuşacağı günler kapıda ve tüm kalbim, büyük özlemim ile son kadınımda.
O'ndan hala öğrenebilecek bir şeylerin var olması ve O'nunla paylaşılan anıların benimle yaşaması bile gülümsememe yetiyor yeni gireceğim yaş öncesi.
Gelin küçük dünyalar ile yetinelim, büyük bir dünya için saldırgance etrafımızdaki kişileri kırıp çevremize zarar vermeyelim.
Küçük bir dünya için büyük hayaller kuralım ve gerçekleşmedikleri durumda küçük hayalkırıklıkları yaşayalım.
Küçük dünyalarımızda büyük insanlar olarak büyük bir hayat yaşayalım.
Yenilmekten korkmayıp her defasında daha çok daha iyi yenilelim ve dimdik ayağa kalkarak yolumuza devam edelim.
(ethem)
3/4/2007 10bin25 Mayıs 2005 yılında başladığım YazıYorum macerası bugün itibari ile 10,000. ziyaretçisini ağırlamış bulunmaktadır.
İlginiz için teşekkürler, 3/1/2007 sağlıklı günlerbugünlerde acil ciddi olmamakla birlikte bıçak altına yatanlar çok canım ailemde.
sırası ile canım babacığım varislerinden, çetin abim de burnundan operasyon geçirdi.
ikisi de en kısa sürede ayağa kalkarak canavarlıklarına devam edecekler eminim. 2/25/2007 mart ayinapasta ayidir benim icin mart, iki gun ara ile mumlarin uflendigi.
yep yeni bir yil ve birbirini kovalayn gunlerden sonra kapimi calmak uzere olan yilin ucuncu ayidir. dusuncelerin, sanki hep azalan, kaybedilen bir seylerin oldugu o acitici hislerin, etrafimi saran belirsizlikler, karanlik bulutlar ve korkular ile ortaya ciktigi zamanlardir. bitmesini hic istemedigim simsicak, yumusacik uykulardan sonra gozlerimi dort acip tum ayrintilarini yakalamak istedigim gunlerdir. sorgulamadan, parcalar arasinda baglantilar, gereksiz varsayimlar ve paranoyak teoriler kurmadan bu farkindalik ile tum ayrintilari beynimin en uc noktalarina ozenle serpistirme zamanidir. nefes alip verdikce onlari capcanli tutmak uzere soz verdigim gunlerdir. yildizlarin yeryuzune indigi geceler mart ayindadir benim icin ve benim usanmadan kenarindan et parcalarini kopardigim isaret parmagimi yeni dogan aya dogru dogrulttugum, dokunarak yolumu cizdigim zamandir. insanlarin tum cirkinlikleri, kimseye faydasi olmayan harala gurele ile hic anlamadigim bir dil ile birbirlerine ve cevrelerine zarar verdikleri zamanlardir benim icinden siyrilip gitmek istedigim. etrafimda buyuk bir devinimin yasandigi, dokunamayacak oldugumu bildigim karsima cikan ufak mucizelerin gerceklestigi gunlerdir. hayata dort elle simsiki sarilmama ve simdiki zamanlarimi gelecege tasiyacak olan umutlarimi tazelememi saglayan bir aydir mart. yeni hafta, yeni bir ayi tasiyacak bizlere, yeni hafta canim babacigimin bir operasyon gecirecegi bir hafta olacak ve umarim hersey yolunda gidecek.
onun yaninda olamamak biraz acitacak, dakikalar daha yavas akacak ama dualarim her zaman oldugu gibi yine o'nunla olacak.
yeni hafta yuzumde bir gulumseme ile baslayacak. guzel gecsin yilin o en kisa ayinin son gunleri ve guzel baslasin pasta ayimiz, sevdiklerimiz ruhlari ile de olsa sarip sarmalasin etrafimizda ufak mucizeleri ile dolansinlar. 2/23/2007 saçlarBu sefer de Giovanni isimli bir İtalyan'a teslim ettik saçlarımızı.
Sonuç, elbette kuşa dönen saçlar.
Yine de şekil yaptı diyoruz çok fazla küfretmiyoruz... 1/24/2007 yıldızlara bakanlaryıldızlara bakıyorum yatağımdan,
aydınlatmıyor diye sanma,
yorganımın altında gülümsüyorum yeni doğan aya,
biliyorum yirmi dakika sonra yeni bir gün başlayacak,
ve ben geride kalan bu karanlık günün ardından,
yine umut dolacağım ve inanacağım güzel bir günün bizi bekleyeceğini.
(ethem) 1/8/2007 Gizem'li yilyeni bir yıl,
yeni bir ay,
yeni bir hafta,
yeni bir gün başlamış...
cebimdeki gizemli saate bakıyorum,
geç kalmamalıyım...
yürüyorum tek başıma kaldırımlarda gölgem arkamda.
kalın perdelerin arkasına gizli karanlık bir dünya var.
yıldızlar yansıyor yerdeki su birikintilerine ve aydınlatıyor adımlarımı.
gecenin sessizliğini bozuyor lastik pabuçlarımdan çıkan komik sesler.
köşeyi döndüğümde sanki karşıma çıkacak o büyük taş kapı.
sesleneceğim açıl susam açıl!
ve sonunda kavuşacağım özlediklerime...
(ethem) 12/26/2006 yolculuk![]() gündönümü fırtınasının başladığı gün,
yol alacağım kalbimin attığı şehire doğru...
![]() ve en uzun gecelerin sonuncusunda,
olacağım günlerimin uzamasını istediğim şehirde...
![]() (ethem) 12/25/2006 saatler, geceler, günlergeçiyor zaman akıp giderek.
ve daha az uyuyorum bu aralar.
sanki daha çabuk gelecek diye...
toparlanacak masamın üzerindekiler.
noel baba çıkacak yola,
istikamet o gizem'li kıta...
(ethem) 12/18/2006 topsanki bir taş yuvarlanıyor merdivenlerden aşağı,
yankılanırken sesi koridorda bir çocuk bakakalıyor arkasından.
belli ki çocuk için sıradan bir taş değil o,
kıymetli bir oyuncak belki de lastik bir top...
(ethem) 12/14/2006 celtis australisçıtlak, çıtlık, çitemik ve ılıç gibi adlarla da bilinen bitkidir adi çitlenbik.
üç yüz yıl kadar yaşayabilen uzun boylu bir ağaçtır.
mayıs-haziran aylarında çiçeklenir, kuşların ve çocukların çok sevdiği minik tatlı meyveleri önce yeşil, olgunlaşırken turuncu sonra da siyaha yakın bir renk alır.
![]() |
|
|